Günümüzde Tarım ve Çevre

Günümüzde Tarım ve Çevre

5.5.2022

Merhabalar, bugün sizlerle birlikte "Günümüzde Tarım ve Çevre'den" bahsedeceğiz. Fark etmeden verdiğimiz zararları, bu toprakların sadece EMANETÇİSİ olduğumuzu bir kez daha hatırlatmak istiyoruz. Okurken keyif almanız dileğiyle.

Tarım ve Çevre

Dünyamızda kullandığımız tüm doğal sistemler sabittir. Buna karşın her yıl hızla artan insan nüfusu için iş, aş, barınma sağlama mecburiyetindeyiz. Her yıl 1,5 milyon yeni insan olunca sabit kalan doğal kaynaklardan kişi başına düşen miktar azalmaktadır.  Bu azalma sadece yaşam kalitesini değil yaşamın kendisini de tehdit etmektedir. Dünyada ölürken bile kullanmak zorunda olduğumuz su ve toprağın önemini son zamanlarda o kadar duyuyoruz ki FideButik Ailesinin bir üyesi olarak bu konuyu sizlerle paylaşmak istedim. Toprak ve su başta olmak üzere diğer doğal kaynaklar içinde geçerli olan acı bir gerçek var. Günümüzde çoğu şeyin doğal olmayan (suni) örnekleri bulunmakta fakat bu kaynaklar sunisi yapılamayan, yerine yenisi ikame edilemeyen kıt kaynaklar olmasıdır.

Topraksız bir yaşam, toprak olmadan bir tarım düşünülemez. Toprağın bir canlı olduğu unutulmamalı. Elinize alacağınız bir avuç toprak içerisinde tüm dünyada bulunan insan nüfusuna denk gelecek kadar canlı organizmanın bulunabileceğini biliyor muydunuz? Canlı olan her şey canlı muamelesi görmelidir. Mikroorganizmalar toprağın mimarı, karın tokluğuna çalışan işçileridir. İnsanlara küçük görünen ama büyük tabloya bakıldığı zaman çok büyük bir iş yaptıkları anlaşılan bu organizma faaliyetleri sonucunda toprak içerisinde organik maddeler parçalanıp humus şekline dönüşmekte. Humus, evlerinizde ki kilerin toprak için olanı. Toprak verimliliğinin en büyük kaynağıdır.

Verimde sürekliliği sağlamak istiyorsak toprağın yapısını korumamız gerekmekte. Hasat sonrası yakma işlemiyle fiziksel verimliliğin yanında besin elementi kayıpları da olur. Bu kayıplar arazinin kimyasal verimliliğini de olumsuz etkiler. Yakma işlemi sonucunda topraktan uzaklaşan büyük oranda ki besin elementini bir sonra ki ürün döneminde toprağa geri verme zorunluluğu doğar. Toprak işleme işini bir olumsuzluk gören üretici şimdi iki olumsuzlukla karşı karşıya kalmış bulunmaktadır. Birincisi gübre verme işlemi, ikincisi yeni bir üretim maliyeti girdisi. Bir tek işten kaçmak iki iş yapmaya neden oluyor. Bu durum sürekli tekrarlanınca hangi canlının gücü dayanır ki!

Ülkemiz gerçekten çok hızlı bir değişim içerisinde ilerliyor. Endüstriyel gelişme tabi ki tarımı da etkilemekte. Çünkü endüstrimiz büyük oranda tarıma dayanmakta. Endüstrinin yanında sulanabilir tarım arazisi miktarı da yapılan projelerin olumlu sonuçlanmasından dolayı hızla artmaktadır. Bu durumun birkaç sakıncası da artık göze batmaya başladı. Modernleşen tarım ile birlikte yoğun, bilgisiz ve bilinçsizce yapılan bazı tarım uygulamaları bitkisel ve hayvansal ürünler vasıtasıyla insan sağlığına zarar vermekte. Sadece insan sağlığına da zarar vermekle kalamayıp hava, toprak ve su üçlüsünün de çok ciddi ölçülerde kirlenmesine sebep olmaktadır. Bu sebeple sadece ekonomik gelişme ve kalkınma açısından değil de temel hayati ihtiyaçların devamı açısından da doğal kaynakların korunması ve rasyonel bir şekilde kullanılması gerekmektedir.

Tarımsal faaliyetler keşfedildiğinden beri binlerce yıl boyunca doğal ortamlarında doğa ile iç içe uyumlu bir şekilde yapılmıştır. Hiçbir şekilde doğaya zarar vermeyen ve çevre sorunlarına sebep olmayan bu üretim şekli günümüzde ne yazık ki yapılamamaktadır. Şuan yapılan tarımsal faaliyetlerin ortaya çıkarmış olduğu sorunlar arasından bazılarını sizler için sıraladık.

Sulama, kurak ve yarı kurak bölgelerimizde yüksek verim ve kaliteli ürün alabilmek açısından hayati bir öneme sahiptir. Fakat hayati öneme sahip olan bu uygulama yanlış veya bilinçsiz bir şekilde uygulandığı zaman sonuçları oldukça ciddi olan çevresel sorunları meydana getirmekte. Taban suyu yükselmesi, tuzluluk, gübre ve kimyasal ilaç kalıntılarının sulama suyuyla derine inmesi, iz elementlerinin su kaynaklarında fazlaca birikmesi yanlış ve bilinçsizce yapılan sulamanın başlıca sorunlarıdır.

Ekim nöbeti, her tarım işletmesinin üzerinde çalışma yapması gereken bir uygulamadır. Her tarım işletmesi kendi işletmesine uygun bir ekim nöbeti uygulaması yapmalıdır. Eğer bir uygulama yapılmaz ise geleneksel tarım yöntemlerinde, topraktaki bitki besin maddelerinin tek yönlü tüketilmesine, toprak verimliliğinin azalmasına, kötüleşmesine, toprakta hastalık ve zararlıların çoğalmasına ve erozyona sebep olabilmektedir.

Kimyasal gübreler, birim alandan fazla ürün alma politikası ile birlikte en fazla tercih edilen yöntemlerin başında gelmektedir. Bu uygulama da bilinçsizce yapılınca toprak, hava, su ve bitki üzerine olumsuz etkilerde bulunmakta. 

Kimyasal ilaçlar, tarımsal üretim faaliyetlerinin üretimi ve hatta tüketimine kadar ki geçen süre zarfında besin değerini bozan ve bitkilere zarar veren böcekleri, mikroorganizmaları ve diğer zararlıları yok etmek için kullanılan kimyasal maddelerdir. Bu maddelerin gerektiğinden fazla kullanılması toprağa, suya, havaya ve gıdalara bulaşarak onları kirletmesine ve sonuç olarak da insan sağlığını ve doğal dengenin olumsuz yönde etkilenmesine sebep olmaktadır.

Doğal kaynakların hızlı kirletildiği şu zaman zarfında sizlere tarımsal üretim ile bu hızlanmaya nasıl da bilinçsizce destek verildiğini anlatmak istedim. Bizler her konuşmamızda geleceğimizden bahseden insanlarız. Dışarıdan geleceğimize bu derece önem verdiğimizi gösterip bir şeyler yapmıyor olmak kendimizi kandırmaktan başka bir şey değildir. Bizden tek beklentisi saygı olan bu kaynaklara lütfen gereken değeri sunalım. Çünkü bu kaynakların bir yenisi daha yok. Bu kaynaklara bir alternatif yok. Onlar bizim yaşamımızı sürdürmemiz için gerek duyduğumuz yegane kaynaklar. Bu sebeple atacağımız her adımı her uygulamayı bilinçli şekilde atalım ve güzel bir sözle bitirelim;


“Yeryüzü bize atalarımızdan miras kalmadı, Çocuklarımızdan ödünç aldık.”